Chamber of Beautiful Business, Istanbul

Chamber of Beautiful Business, Istanbul

My mom often uses the phrase ‘the road to hell is paved with good intentions’. For some people, that comes across as a bit harsh. But, it points to the truth that good intentions don’t amount to much unless they are acted upon. 

These days, acting on good intention seems harder than ever. Politics everywhere are going through another epic rough patch. At work, disengagement, anxiety, and burn out are king. The climate is a mess and no one really knows how much longer we’ll be able to survive on Earth. We’ve inadvertently given our minds and attention over to a handful of tech giants that are foxily controlling our behavior and lifestyles without our awareness or consent. Our problems are so big we don’t really know where to start.

Your work life may be broken. But, the work of your life is just getting started.

Your work life may be broken. But, the work of your life is just getting started.

Written by Markus Willam Lehto

In 2016 we founded Life Works Labs as an open ended experiment seeking insight into some of the most challenging aspects of life and work facing us during this period of massive change. Big questions like:  

How do we really work? Why do we work? Who are we anyway? What do we really want? Is this the reality we want to be living in? Is there any way we can change it? Are there different ways to put our energies and time together to get different results? What new skills, talents, hacks, ideas, habits, and wisdom do we need to actually transform, to re-program ourselves, to live and function more consciously beyond the present day system? How much of the system do we need to preserve, what can change?

       Üssel Teknolojiyle Üssel İnsanlığımızın Uyanışı   Sevgili Sosyal Kabilemiz,  Bugünlerde ütopya ile distopya arasında dans etmekteyiz.  Dünyanın bir yarısı uyanmaya, gerçekten yaşamaya başlarken, diğer yarısı illüzyonun içinde kaybolmuş, sadece var olduğu bir sistemde yaşıyor.  Daha güzel bir dünya yaratmayı, bütüne fayda sağlayan iş modelleri ve ürünler geliştirmeyi, kendi gerçeğine uyanmayı, dünya vatandaşlığı kavramını, daha adil ve eşit bir dünya algısını, hükümetler üstü bir sistemi, uzayda yaşam olanağını araştıran bir gerçekliğin yanı sıra, kurban psikolojisinden ve konfor alanından çıkmaya, öğretilen kalıpları sorgulamaya ve üssel insanlığını uyandırmaya cesaret edemeyen ya da böyle bir olasılığın farkında bile olmayan bir gerçeklik karşı karşıya.     

  

    
       
      
         
          
             
                  
             
          

          

         
      
       
    

  


     Bugün, teknoloji sayesinde, ütopya ve distopya dokunabileceğimiz kadar yakınımızda, kapımızı çalıyor. Geleceği tasarlamamız; kendi gerçeğimizi ve hikayemizi, iş yaşam algımızı ve terimlerimizi yeniden yenide tasarlamamızdan geçiyor. Bugün bireysel yaşam algımız ve yaymakta olduğumuz titreşim, yine teknoloji sayesinde, kendi fiziksel frekans alanımızın ötesine yetişebiliyor ve dönüştürebiliyor.   Bugün birbirimize hiç olmadığımız kadar yakın ve bir o kadar da uzağız.   Sosyal kabilemizin uzantısı olan kurumlarımızda 1 kişinin vizyonun değişimi, algısının genişlemesi diğerlerine katlanarak değer katmaya başlıyor.   Düalite yaşamın her alanında kendini güçlü bir şekilde hissettiriyor. Ve bunun algısı kişiden kişiye değişebiliyor. Kimi gözlemci konumuna geçme yolculuğunda, kimisi ego’nun en ilkel formunun kontrolü altında geleni kendi penceresinden değerlendiriyor.     

  

    
       
      
         
          
             
                  
             
          

          

         
      
       
    

  


     Başka bir dünyanın mümkün olduğuna inanan ve bu değerde fayda yaratma amacında olan organizasyonlar, firmalar, bireyler birbirini bulmaya başlıyor.   Gelişimin daimiliğine ve değişimin bereketine inanan, kendi gerçeğiyle yüzleşme yolculuğuna niyet etmiş olan, ben’den biz’e işbirlikçi modellerin tasarımını yapan sosyal kabilelerin yolları, yolculukları ve yaratım süreçleri birleşmekte.     Günümüz rekabetçi yaklaşımının ötesinde işbirlikçi çözümlerin, bir’lik bilincinin ve bir’likte yaratımın dönemi olduğunu hisseden bir kesim başka bir gerçeklik tasarlamakta.  Bugün bu inanç doğrultusunda işleyen kurumlar güçlerini birleştirmeyi, birbirinin gelişimine destek vermeyi, yaratımına dahil olmayı seçebiliyor. Evet, alışık olduğumuz bir iş yaşam algısı değil bu, niyetten önce getiriye bakmış bir çağın evlatlarıyız biz. Ama bugün ortak bilince katılacak değer diğer her türlü kaynağın üzerine çıkıyor.      

  

    
       
      
         
          
             
                  
             
          

          

         
      
       
    

  


     Bu bilinçte işleyen bir sistem kurmak istiyorsak, yaşamak istediğimiz dünyayı tasarlamak istiyorsak bazı hususlara öncelik vermemiz gerekmekte;    Makinadan ziyade insan olduğumuzu hatırlamalı ve aynı alanda nefes alıp verdiğimiz, birbirimizin gözüne baktığımız ve karşılıklı değer kattığımız bir sistem yaratmalıyız.   Bu frekansta titreşen bireyler ve kurumlar olarak daha çok yüz yüze vakit geçirmeliyiz  .    Uyanmakta olan bilinç seviyesinde yaşayan varlıklar olarak yaşamımızı, harcamalarımızı küçültmüş olsak dahi, niyet birliği hissettiğimiz kurumların varlıklarını sürdürebilmeleri için destek sağlamalıyız. Dünya olarak böylesine bir dar boğazdan geçerken, değerlerimiz ve yaşam algımızla örtüşen kurumlarla iş birliği yapmayı, ürünlerini tüketmeyi tercih etmeliyiz. Hala kapitalist sistemin içinde var olduğumuzun farkında olarak,   tüketim alışkanlıklarımızda bütüne hizmet etmeye niyet edenleri desteklemeliyiz.      Oldum demek sadece Tanrı’ya mahsustur. Ol’ma yolculuğunda olan varlıklar olarak,   kendimize değer katacak ortamlara, konulara, guruplara, oluşumlara dahil olmalıyız.   Dedikodudan ve kurban psikolojisinden arınmış ortamları mesken edinmeliyiz.      Yılda en az bir kez kendi gelişimize fayda sağlayacak, kalıplarımızı sarsacak, yeni açılımlara vesile olacak festivallere, eğitimlere, organizasyonlara, yollara gitmeliyiz.        Ve her ne olursa olsun, kendi içimizdeki genişliğin, gelişmişliğin herkesin içinde de var olduğu inancından vaz geçmeyip, karşımızdakini ötekileştirmeden vermeliyiz, vermeliyiz ve yine en saf, en otantik varlığımızla… vermeliyiz.   Sözlerimizle, olduğumuz varlıkla, niyetimizle, kabulümüzle değer katmaya niyet ederek… vermeliyiz.         

  

    
       
      
         
          
             
                  
             
          

          

         
      
       
    

  


     Kelimelerin değişmekte olduğu dönemdeyiz. Söylemlerimizi gözden geçirdiğimiz, inançlarımıza kuşbakışı baktığımız bir yerdeyiz. Konuşmanın ötesinde söylemekten, sözlemeye niyet ettiğimiz bir yerdeyiz. Evet, bugün,  ütopya’ya dokunabildiğimiz ve distopya’nın olasılıklarını iliklerimize kadar hissettiğimiz bir gerçeklikteyiz.    Gelin dönüştürelim. Neyi beslersen o büyür. Bir insan olarak bu yaşamda ilk öğrendiğimiz gerçek bu; doğa en büyük öğretmenimiz. Olumluya bakar, değer katanı destekler, kurumlar ve bireyler olarak kelimelerimizi sevgi diline dönüştürür, yaşamda başka bir gerçekliğin potansiyeline imkan verirsek, eninde sonunda beslenecek, büyüyecek ve ön plana çıkacak o olacaktır.   Bugün yaşamak istediğimiz dünyayı, hep beraber, iş birliği ile biz’e niyetle bizler tasarlayacağız! Biliyorum  vakit en kıymetli kaynağımı z ve fakat  kaliteli, doygun bir yaşam da en büyük hakkımız !  Bunun gerçekliğin farkında olarak, sizleri bir günlüğüne  25 Mayıs ’ta Joint Idea’ya davet etmek istiyorum. Çağımızın Bauhaus’u olarak nitelendirilen  House of Beautiful Business  işbirliğinde Istanbul'da gerçekleşecek  Chamber of Beautiful Business 'da " The Bridge to our Exponential Humanity " başlığı altında   üssel teknoloji çağında üssel insanlığımızın olasılığını ve imkanlarını müzakere edeceğiz.     Hadi gelin! Bir günlüğüne etrafımızda olan bitenin bizleri savurmasına “dur” diyerek, başka bir gerçekliği konuşmak üzere davet ettiğimiz konuklarımıza ve konularımıza kulak kabartın. İş kolunuz, ilgi alanınız ne olursa olsun, beraber, insanlığımızın karşıya olduğu duruma başka bir pencere arayalım. Gelen değişim hepimizi kaçınılmaz etkilecek, dönüştürecek. Ve o geleceği bugün, beraber tasarlamaktayız.      Bugün yaratım zamanı. Ol’ma zamanı. Birbirimizi görme, duyma ve sözleme zamanı. Kurumsal ve bireysel dönüşüm zamanı. Bizlere eşlik ederseniz çok sevinirim.    Sevgiyle kalmanız dileklerimle,    Eda Çarmıklı I Joint Idea Kurucu Ortağı 

Üssel Teknolojiyle Üssel İnsanlığımızın Uyanışı

Sevgili Sosyal Kabilemiz,

Bugünlerde ütopya ile distopya arasında dans etmekteyiz.  Dünyanın bir yarısı uyanmaya, gerçekten yaşamaya başlarken, diğer yarısı illüzyonun içinde kaybolmuş, sadece var olduğu bir sistemde yaşıyor.

Daha güzel bir dünya yaratmayı, bütüne fayda sağlayan iş modelleri ve ürünler geliştirmeyi, kendi gerçeğine uyanmayı, dünya vatandaşlığı kavramını, daha adil ve eşit bir dünya algısını, hükümetler üstü bir sistemi, uzayda yaşam olanağını araştıran bir gerçekliğin yanı sıra, kurban psikolojisinden ve konfor alanından çıkmaya, öğretilen kalıpları sorgulamaya ve üssel insanlığını uyandırmaya cesaret edemeyen ya da böyle bir olasılığın farkında bile olmayan bir gerçeklik karşı karşıya.

chambers-of-beautiful-business-3.jpg

Bugün, teknoloji sayesinde, ütopya ve distopya dokunabileceğimiz kadar yakınımızda, kapımızı çalıyor. Geleceği tasarlamamız; kendi gerçeğimizi ve hikayemizi, iş yaşam algımızı ve terimlerimizi yeniden yenide tasarlamamızdan geçiyor. Bugün bireysel yaşam algımız ve yaymakta olduğumuz titreşim, yine teknoloji sayesinde, kendi fiziksel frekans alanımızın ötesine yetişebiliyor ve dönüştürebiliyor. Bugün birbirimize hiç olmadığımız kadar yakın ve bir o kadar da uzağız. Sosyal kabilemizin uzantısı olan kurumlarımızda 1 kişinin vizyonun değişimi, algısının genişlemesi diğerlerine katlanarak değer katmaya başlıyor. 

Düalite yaşamın her alanında kendini güçlü bir şekilde hissettiriyor. Ve bunun algısı kişiden kişiye değişebiliyor. Kimi gözlemci konumuna geçme yolculuğunda, kimisi ego’nun en ilkel formunun kontrolü altında geleni kendi penceresinden değerlendiriyor.

chambers-of-beautiful-business-2.jpg

Başka bir dünyanın mümkün olduğuna inanan ve bu değerde fayda yaratma amacında olan organizasyonlar, firmalar, bireyler birbirini bulmaya başlıyor. Gelişimin daimiliğine ve değişimin bereketine inanan, kendi gerçeğiyle yüzleşme yolculuğuna niyet etmiş olan, ben’den biz’e işbirlikçi modellerin tasarımını yapan sosyal kabilelerin yolları, yolculukları ve yaratım süreçleri birleşmekte. Günümüz rekabetçi yaklaşımının ötesinde işbirlikçi çözümlerin, bir’lik bilincinin ve bir’likte yaratımın dönemi olduğunu hisseden bir kesim başka bir gerçeklik tasarlamakta.

Bugün bu inanç doğrultusunda işleyen kurumlar güçlerini birleştirmeyi, birbirinin gelişimine destek vermeyi, yaratımına dahil olmayı seçebiliyor. Evet, alışık olduğumuz bir iş yaşam algısı değil bu, niyetten önce getiriye bakmış bir çağın evlatlarıyız biz. Ama bugün ortak bilince katılacak değer diğer her türlü kaynağın üzerine çıkıyor. 

chambers-of-beautiful-business-1.jpg

Bu bilinçte işleyen bir sistem kurmak istiyorsak, yaşamak istediğimiz dünyayı tasarlamak istiyorsak bazı hususlara öncelik vermemiz gerekmekte;

  • Makinadan ziyade insan olduğumuzu hatırlamalı ve aynı alanda nefes alıp verdiğimiz, birbirimizin gözüne baktığımız ve karşılıklı değer kattığımız bir sistem yaratmalıyız. Bu frekansta titreşen bireyler ve kurumlar olarak daha çok yüz yüze vakit geçirmeliyiz.

  • Uyanmakta olan bilinç seviyesinde yaşayan varlıklar olarak yaşamımızı, harcamalarımızı küçültmüş olsak dahi, niyet birliği hissettiğimiz kurumların varlıklarını sürdürebilmeleri için destek sağlamalıyız. Dünya olarak böylesine bir dar boğazdan geçerken, değerlerimiz ve yaşam algımızla örtüşen kurumlarla iş birliği yapmayı, ürünlerini tüketmeyi tercih etmeliyiz. Hala kapitalist sistemin içinde var olduğumuzun farkında olarak, tüketim alışkanlıklarımızda bütüne hizmet etmeye niyet edenleri desteklemeliyiz.

  • Oldum demek sadece Tanrı’ya mahsustur. Ol’ma yolculuğunda olan varlıklar olarak, kendimize değer katacak ortamlara, konulara, guruplara, oluşumlara dahil olmalıyız. Dedikodudan ve kurban psikolojisinden arınmış ortamları mesken edinmeliyiz.

  • Yılda en az bir kez kendi gelişimize fayda sağlayacak, kalıplarımızı sarsacak, yeni açılımlara vesile olacak festivallere, eğitimlere, organizasyonlara, yollara gitmeliyiz.  

  • Ve her ne olursa olsun, kendi içimizdeki genişliğin, gelişmişliğin herkesin içinde de var olduğu inancından vaz geçmeyip, karşımızdakini ötekileştirmeden vermeliyiz, vermeliyiz ve yine en saf, en otantik varlığımızla… vermeliyiz. Sözlerimizle, olduğumuz varlıkla, niyetimizle, kabulümüzle değer katmaya niyet ederek… vermeliyiz.

chambers-of-beautiful-business.jpg

Kelimelerin değişmekte olduğu dönemdeyiz. Söylemlerimizi gözden geçirdiğimiz, inançlarımıza kuşbakışı baktığımız bir yerdeyiz. Konuşmanın ötesinde söylemekten, sözlemeye niyet ettiğimiz bir yerdeyiz. Evet, bugün, ütopya’ya dokunabildiğimiz ve distopya’nın olasılıklarını iliklerimize kadar hissettiğimiz bir gerçeklikteyiz.
 
Gelin dönüştürelim. Neyi beslersen o büyür. Bir insan olarak bu yaşamda ilk öğrendiğimiz gerçek bu; doğa en büyük öğretmenimiz. Olumluya bakar, değer katanı destekler, kurumlar ve bireyler olarak kelimelerimizi sevgi diline dönüştürür, yaşamda başka bir gerçekliğin potansiyeline imkan verirsek, eninde sonunda beslenecek, büyüyecek ve ön plana çıkacak o olacaktır.
 
Bugün yaşamak istediğimiz dünyayı, hep beraber, iş birliği ile biz’e niyetle bizler tasarlayacağız! Biliyorum vakit en kıymetli kaynağımız ve fakat kaliteli, doygun bir yaşam da en büyük hakkımız!

Bunun gerçekliğin farkında olarak, sizleri bir günlüğüne 25 Mayıs’ta Joint Idea’ya davet etmek istiyorum. Çağımızın Bauhaus’u olarak nitelendirilen House of Beautiful Business işbirliğinde Istanbul'da gerçekleşecek Chamber of Beautiful Business'da "The Bridge to our Exponential Humanity" başlığı altında üssel teknoloji çağında üssel insanlığımızın olasılığını ve imkanlarını müzakere edeceğiz.
 
Hadi gelin! Bir günlüğüne etrafımızda olan bitenin bizleri savurmasına “dur” diyerek, başka bir gerçekliği konuşmak üzere davet ettiğimiz konuklarımıza ve konularımıza kulak kabartın. İş kolunuz, ilgi alanınız ne olursa olsun, beraber, insanlığımızın karşıya olduğu duruma başka bir pencere arayalım. Gelen değişim hepimizi kaçınılmaz etkilecek, dönüştürecek. Ve o geleceği bugün, beraber tasarlamaktayız. 
 

Bugün yaratım zamanı. Ol’ma zamanı. Birbirimizi görme, duyma ve sözleme zamanı. Kurumsal ve bireysel dönüşüm zamanı. Bizlere eşlik ederseniz çok sevinirim.

Sevgiyle kalmanız dileklerimle,

Eda Çarmıklı I Joint Idea Kurucu Ortağı